Son yıllarda yapay zeka alanındaki hızlı gelişmeler, teknoloji girişimlerinin sunduğu çözümlerin sınırlarını zorlamasına sebep oldu. Bu yenilikçi ortamda, kullanıcıların ve yatırımcıların beklentileri de olağanüstü seviyelere ulaştı. Ancak her hızlı gelişim süreci, beraberinde hatalı uygulamaları ve etik dışı yöntemleri de getirebilir. Bu bağlamda, Londra merkezli Builder.ai girişiminin çöküşü, sadece bir şirketin iflasıyla sınırlı kalmayan, sektörel çapta tartışmalara yol açan çarpıcı bir örnek haline geldi.
Yazıda, Builder.ai adlı şirketin pazarladığı yapay zeka destekli yazılım geliştirme platformunun aslında 700 Hintli yazılımcının elle kodlama yaptığı bir sistem olduğu ortaya çıkmasının ardından yaşanan süreci; etik, yatırım, teknoloji, regülasyon ve sektör algısı bağlamlarında detaylı şekilde inceleyeceğiz.
Builder.ai'nin Yükselişi: Vaatler, Yatırımlar ve Medya İlgisi
Builder.ai, 2016 yılında yazılım geliştirme süreçlerini demokratikleştirme amacıyla kuruldu. Şirketin sunduğu hizmet, yazılım geliştirmeyi herkes için erişilebilir hale getirmeyi hedefleyen bir “no-code” platformdu. Kullanıcılara, hazır fonksiyonlar aracılığıyla uygulama oluşturma imkânı tanıyan bu sistemin arkasında ise Natasha adlı yapay zeka olduğu iddia ediliyordu. Natasha, kullanıcıların taleplerine göre uygulamaları Lego parçaları gibi birleştirerek teslim eden, akıllı bir sistem olarak sunuldu.
Bu iddialar kısa sürede büyük yatırımcıların ilgisini çekti. Builder.ai, aralarında Microsoft'un da bulunduğu dev teknoloji firmalarından toplamda 445 milyon dolar yatırım aldı. Şirket, medya ve sektör çevrelerinde “geleceğin yazılım fabrikası” olarak anılmaya başlandı.
Ancak 2025 yılına gelindiğinde bu parlak görüntünün ardında çok daha farklı bir gerçeklik olduğu ortaya çıktı.
Gerçek Ortaya Çıkıyor: Natasha Değil, 700 Yazılımcı
2025 Mayıs'ında sosyal medya üzerinde yayılan belgeler ve paylaşımlar, Builder.ai'nin gerçekte nasıl çalıştığını gözler önüne serdi. Natasha adlı yapay zeka sisteminin, yazılım üretiminde hiçbir şekilde otomasyon sağlamadığı; bunun yerine Hindistan'daki ofiste görevli yaklaşık 700 yazılımcının müşteri taleplerini manuel olarak yerine getirdiği anlaşıldı.
Bu durum, ilk olarak Ebern Finance kurucusu Bernhard Engelbrecht’in yaptığı bir paylaşım ile gündeme geldi. Engelbrecht, müşteri taleplerinin doğrudan Hintli geliştiricilere yönlendirildiğini ve yazılımların bu ekip tarafından elle yazıldığını belirtti. Üstelik üretilen uygulamaların çoğu hatalı, sürdürülemez ve kullanıcı deneyimi açısından yetersizdi.
Natasha’nın aslında bir arayüzden ibaret olduğu ve gelen istekleri insanlara yönlendirdiği, yani sistemin “yapay zeka” etiketiyle pazarlanmasına rağmen arka planda insan emeğine dayandığı ortaya çıktı. Finansal Kriz: Builder.ai'nin Çöküş Süreci
Builder.ai'nin çöküşü, yalnızca teknik aldatmacayla sınırlı kalmadı. 2023 yılında Builder.ai, Viola Credit adlı yatırım kuruluşundan 50 milyon dolar kredi almıştı. Ancak bu borcun ödenmemesi üzerine 2025 yılında, Viola Credit şirketin hesaplarından 37 milyon dolara el koydu. Bu gelişme, şirketin faaliyetlerini durdurmasına, çalışanlara ödeme yapamamasına ve iflas sürecine girmesine yol açtı.
İngiltere'de mahkeme kararıyla resmi iflas süreci başlatıldı ve kayyum atandı. Hindistan'da bulunan ek fonlara ise yerel düzenleyici kurumlar tarafından el kondu. Bu süreç, Builder.ai'nin operasyonlarını durdurmakla kalmadı; şirketin yatırımcı ilişkilerini, müşteri güvenini ve sektörel itibarını da kalıcı şekilde zedeledi.
Yatırımcıların Sorumluluğu: Göz Yumulmuş Mu?
Builder.ai’nin sahte yapay zeka modeli ile yatırım almayı başarması, yatırımcıların bu süreçteki sorumluluğunu da gündeme taşıdı. Özellikle Microsoft gibi büyük firmaların, yatırım yapmadan önce teknolojik inceleme yapmadığı yönündeki eleştiriler dikkat çekti.
Birçok uzmana göre yatırımcılar, yapay zeka alanındaki hızlı ilerlemenin büyüsüne kapılarak Builder.ai gibi girişimlerin teknik detaylarını göz ardı etti. Şirketin sunumları, görselleri ve prototipleri oldukça ikna edici görünüyordu. Ancak bu sunumların gerisindeki sistem, beklentilerin çok gerisindeydi. Denetimsiz yatırım, büyük bir finansal çöküşle sonuçlandı.
VerSe Innovation ile Olan Ortaklık: Soru İşaretleri
Builder.ai'nin çöküşü sonrası Hindistan merkezli teknoloji firması VerSe Innovation ile olan iş ortaklığı da dikkat çekti. İki şirketin 2021 yılından bu yana çeşitli projelerde birlikte çalıştığı biliniyor. Bu bağ, Builder.ai'nin finansal uygulamalarıyla ilgili daha geniş bir denetim çağrısına yol açtı.
VerSe Innovation'ın kurucu ortağı ve eski Facebook Hindistan yöneticisi Umang Bedi, iddiaları kesin bir dille reddetti. Bedi, şirketlerinin ne fatura şişirmesi yaptığını ne de yerine getirilmemiş hizmetler için ödeme aldığını ifade etti. Ancak kamuoyu, bu tür iş birliklerinin daha fazla denetlenmesi gerektiği konusunda hemfikir.
Sektörde Tekrar Eden Bir Desen: Sahte AI Vakaları
Builder.ai, sahte yapay zeka pazarlaması ile çöküş yaşayan ilk şirket değil. Geçmişte Amazon Fresh gibi şirketlerin de benzer şekilde, otomasyon adı altında arka planda insan gücüyle çalıştığı anlaşılmıştı. Bu tür yapılar genellikle Hindistan ya da Güneydoğu Asya'da büyük yazılım ekipleri ile yürütülüyor ve kullanıcıya otomatik sistem izlenimi veriliyor.
Video analizlerinde de belirtildiği üzere, bu yazılımcıların birçoğu oldukça yetenekli kişiler. Ancak insan gücünün tamamen gizlenerek bir yapay zeka gibi sunulması, hem etik dışı hem de yanıltıcı bir pazarlama stratejisi olarak değerlendiriliyor.
Teknolojik Gerçeklik: Yapay Zeka Her Şeyi Yapabilir mi?
Yapay zeka, özellikle yazılım geliştirme süreçlerinde önemli kolaylıklar sunabiliyor. Kod önerileri, hata ayıklama, sistem modelleme gibi konularda güçlü araçlar geliştirildi. Ancak henüz yapay zeka sistemleri, kompleks uygulamaları baştan sona üretme kapasitesine sahip değil.
Builder.ai’nin sunduğu hizmetin gerçekte ne kadar yapay zeka içerdiği sorgulandığında, bu teknolojilerin sınırları daha net anlaşılmış oldu. Gerçekçi bir değerlendirmeyle yapay zeka, geliştiricilere destek olan bir araç olarak kullanılmalı; geliştiricilerin yerini almak gibi iddialı vaatlerden kaçınılmalıdır.
“Fake It Till You Make It” Kültürü ve Etik Problemler
Builder.ai örneği, girişimcilik dünyasında sıkça karşılaşılan “başarana kadar kandır” stratejisinin ne kadar tehlikeli olabileceğini ortaya koyuyor. Birçok girişim, henüz hazır olmayan ürünleri pazarlayarak kullanıcı ve yatırımcı ilgisini çekmeye çalışıyor. Bu strateji kısa vadeli başarılar getirse de, uzun vadede yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor.
Etik değerlerin göz ardı edilmesi, sektöre olan güveni sarsmakta ve teknoloji şirketlerinin meşruiyetini tehdit etmektedir. Bu nedenle, hem girişimcilerin hem de yatırımcıların etik ilkelere daha fazla önem vermesi gereklidir.
Regülasyon Eksiklikleri: Denetim Zafiyetinin Sonuçları
Builder.ai skandalı, teknoloji girişimlerinin denetlenmesi konusundaki açıkları da gözler önüne serdi. Yapay zeka gibi yeni ve karmaşık teknolojilerin pazarlanması, mevcut regülasyonların yetersiz kaldığını gösterdi.
Yatırım süreçlerinde teknik inceleme zorunluluğu, şeffaf ürün testleri, bağımsız denetim raporları gibi düzenlemeler, bu tür olayların önüne geçebilir. Aynı zamanda tüketicilerin de bilinçlenmesi ve yapay zeka etiketine eleştirel yaklaşması önem arz etmektedir.
Builder.ai Skandalından Alınacak Dersler
Builder.ai, vaat ettiği teknolojik çözümün aksine insan emeğine dayalı bir sistemle çalıştığı için yalnızca iflas etmekle kalmadı; aynı zamanda yapay zeka girişimlerinin etik ve güvenilirlik sorunlarını da yeniden gündeme taşıdı. Bu olay, yalnızca bir şirketin çöküşü değil; aynı zamanda bir sektörün itibar sınavıdır.
Teknoloji dünyasında güven inşa etmek, sadece parlak vaatler ve yatırım çekmekle mümkün değildir. Şeffaflık, etik sorumluluk ve gerçekçilik, yapay zeka çağında başarıyı sürdürülebilir kılacak temel ilkeler olmalıdır.