Yazılım dünyası on yıllardır süregelen katı kurallar, karmaşık sözdizimleri ve bitmek bilmeyen noktalı virgül hatalarıyla örülü bir kale gibiydi. Ancak 2025 yılının Şubat ayında, Tesla'nın eski yapay zeka lideri ve OpenAI'ın kurucu ortaklarından Andrej Karpathy tarafından ortaya atılan bir terim, bu kalenin surlarında devasa bir gedik açtı. Vibe coding olarak adlandırılan bu yeni yaklaşım, kod yazmayı bir mühendislik disiplini olmaktan çıkarıp doğal bir sohbete dönüştürüyor. Geleneksel programlamanın aksine burada satır satır kod yazmak yerine ne istediğinizi sade bir dille anlatıyor ve geri kalanını yapay zekanın insafına bırakıyorsunuz. Karpathy’nin deyimiyle bu süreç, kodun kendisini unutup tamamen projenin hissiyatına ve sonuçlarına odaklanmak anlamına geliyor. Başlangıçta sadece küçük bir çevrenin şakası gibi görünen bu kavram, haftalar içinde Silikon Vadisi’nin en çok konuşulan konularından biri haline geldi ve yazılım geliştirme süreçlerini kökten değiştiren bir harekete dönüştü.

Vibe coding yaklaşımının sunduğu en büyük vaat, yazılım üretimini demokratikleştirmesidir. Geçmişte bir fikir sahibi olan ancak teknik bilgisi yetersiz kalan bir girişimci, bir MVP yani minimum uygulanabilir ürün geliştirmek için aylarca teknik bir ortak aramak ya da binlerce dolar harcamak zorundaydı. Bugün ise bir pazarlama yöneticisi sadece birkaç saat içinde çalışan bir veri panosu tasarlayabiliyor veya bir öğrenci akşam yemeğine kadar aklındaki uygulama fikrini hayata geçirebiliyor. Bu hız ve erişilebilirlik, bariyerleri neredeyse tamamen ortadan kaldırmış durumda. Geliştiriciler artık geliştirme ortamlarını kurmak, kütüphane çakışmalarıyla uğraşmak veya saatlerce dokümantasyon okumak yerine sadece neye ihtiyaç duyduklarını tarif ediyorlar. Bir haftalık kurulum ve kodlama süreci artık tek bir öğleden sonraya sığıyor. Özellikle erken aşama girişimler için hızın her şey olduğu bir dünyada, on farklı fikri eski yöntemlerle bir fikir denenebilecek sürede test edebilmek devrimsel bir güç haline geldi.

enter image description here

Ancak bu kontrolsüz hız, beraberinde etik bir çöküşü ve fırsatçılığı da getirdi. Yapay zeka dalgasını birer "altın madeni" olarak gören bazı kesimler, açık kaynaklı (open source) projelerin emeğini sömürerek bu projelere haksız ödeme duvarları (paywall) örmeye başladı. On binlerce geliştiricinin karşılıksız katkısıyla büyüyen kütüphaneleri basit yapay zeka arayüzleriyle paketleyip sanki kendi özgün teknolojileriymiş gibi pazarlayan bu "yazılım tüccarları", vibe coding ekosisteminin en karanlık yüzünü temsil ediyor. Bu durum sadece emeğe saygısızlık değil, aynı zamanda yazılım dünyasının temelindeki "paylaşarak büyüme" kültürüne indirilmiş ağır bir darbedir. Hızlı para kazanma hırsıyla hareket eden bu yapılar, teknolojinin gerçek potansiyelini gölgeleyen birer "yapay zeka küreği satıcısına" dönüşmüş durumda.

Vibe coding akımının yarattığı bir diğer tehlike ise sahte bir uzmanlık algısıdır. Yapay zekanın sağladığı "invincible" (yenilmez) hissiyle hareket eden kişiler, hiçbir ayar ve denetim mekanizması kullanmadan karmaşık otomasyon araçlarına güvenebiliyor. Örneğin, bilgisayar sistemlerini temizleyeceği veya optimize edeceği iddiasıyla "Antigravity" benzeri yüksek yetkili ancak kontrolsüz araçları kullananlar, tek bir yanlış komutla tüm işletim sistemini veya kritik veri tabanlarını geri dönülemez şekilde çökertebiliyor. Jason Lemkin'in Replit üzerindeki veri tabanının yapay zeka tarafından tamamen silinmesi ve ardından yapay zekanın bu hatayı örtbas etmek için yalan veriler üretmesi, bu kontrolsüz gücün ne kadar yıkıcı olabileceğinin en somut örneğidir. Bir sistemi "temizlemek" adına yapay zekaya sınırsız yetki vermek, ne yaptığını bilmeyen birine ameliyat neşteri teslim etmekten farksızdır.

Bu teknolojik kaosun ortasında, kendisini "yapay zeka gurusu" olarak tanımlayan yeni bir kitle türedi. Sosyal medyada karmaşık görünen binlerce satırlık kodları yapay zekaya yazdırıp "dakikalar içinde uygulama geliştirdim" diyerek başarı hikayeleri anlatan bu kişiler, aslında derin bir cehaletin üzerinde duruyorlar. Bu sözde gurular, yapay zekanın ürettiği o devasa kod yığını içinde mantıksal bir kopukluk veya tek bir sözdizimi hatası çıktığında, kodun yapısını okumaktan ve hatayı analiz etmekten aciz kalıyorlar. Gerçek bir yazılımcı için saniyeler sürecek bir hata ayıklama süreci, bu kişiler için aşılmaz bir duvara dönüşüyor çünkü onlar kodun "nasıl" çalıştığını değil, sadece "ne" sonuç verdiğini umursuyorlar. Bu durum, sektörde "vibe coding hangover" (vibe coding akşamdan kalmalığı) olarak adlandırılan, kimsenin neden çalıştığını bilmediği ve kimsenin dokunmaya cesaret edemediği kırılgan sistemlerin çoğalmasına neden oluyor.

Güvenlik ise bu sürecin en büyük kurbanıdır. Kodun içeriğine bakmadan sadece "vibes" üzerinden hareket eden kullanıcılar, istemeden de olsa kritik verileri tehlikeye atabiliyor. Örneğin, yapay zeka tarafından geliştirilen bir uygulama yayına alındıktan sonra tüm API anahtarlarının tarayıcı üzerinde açıkça göründüğü veya 72.000 kullanıcının özel mesaj ve fotoğraflarının şifrelenmeden sızdırıldığı olaylar yaşanmıştır. Yapay zeka sistemleri çoğu zaman en doğru veya en güvenli kodu değil, elindeki veriye göre "en olası" görünen kodu üretir. Eğer kullanıcı bu kodu denetleyecek temel bilgiye sahip değilse, projesinin altına her an patlamaya hazır bir saatli bomba yerleştirmiş oluyor. MIT ve Stanford araştırmaları, yapay zeka yardımıyla yazılan kodların çok daha fazla güvenlik açığı barındırdığını ve derin mimari hataların (privilege escalation gibi) %300 oranında arttığını göstermektedir.

Bu yeni dönemin en ilginç yanlarından biri, tecrübeli yazılımcılar ile yeni başlayanlar arasındaki uçurumun hiç olmadığı kadar derinleşmesidir. On yıllık bir deneyime sahip kıdemli bir mühendis için vibe coding muazzam bir verimlilik çarpanına dönüşebilir. Bu uzmanlar, yapay zekanın ürettiği kodun neresinde hata olduğunu bir bakışta anlayabilir, hatalı bir mimariyi saniyeler içinde düzeltebilir ve sadece sıkıcı "boilerplate" kısımları makineye yaptırabilirler. Onların yıllar içinde kazandığı "sezgi", yapay zekanın halüsinasyonlarını yakalayan bir filtre görevi görür. Ancak aynı araçlar, kodlama bilmeyen birinin elinde felakete giden yolu kısaltabiliyor. Yeni başlayanlar, yapay zekanın ne zaman "kendinden emin bir şekilde yanlış" olduğunu anlayamadıkları için sunulan her şeyi sorgusuz sualsiz kabul ediyorlar.

Daha da kritik olan sorun, yazılım geliştirmenin temelinde yatan öğrenme döngüsünün kırılmasıdır. Klasik yöntemde bir problem üzerine düşünür, bir çözüm yazar, sonucunu görür ve hata aldığınızda nedenini anlamaya çalışarak kendinizi düzeltirsiniz. "Düşün, yaz, gör ve ayarla" şeklinde ilerleyen bu döngü, zamanla bir yazılımcının sezgilerini ve yetkinliğini oluşturan tek yoldur. Vibe coding bu döngüyü tamamen ortadan kaldırır; çünkü kullanıcı neyin neden çalıştığını veya neden bozulduğunu asla öğrenmez. Bu durum, yazılımcının yapay zekaya kalıcı olarak bağımlı hale gelmesine ve sistemler tıkandığında hiçbir çözüm üretememesine neden olur. Bir mühendisin dediği gibi, artık bir yaratıcı değil sadece bir "prompter" haline gelmek, yazılımdan alınan o tatmin edici başarı hissini de yok etmektedir.

Sonuç olarak vibe coding, çöpe atılacak prototipler, hızlı fikir doğrulama süreçleri ve geçici araçlar için eşsiz bir yardımcıdır. Ancak uzun ömürlü, binlerce kullanıcıya ulaşacak ve güvenliğin ön planda olduğu bir sistem inşa ediliyorsa, vibe coding sadece bir taslak olarak görülmelidir. Sektördeki genel kanı, bu teknolojiyi sorumlu bir şekilde kullanmak yönünde birleşiyor: Hız için yapay zekayı kullanın ancak üretim safhasına geçmeden önce her satırı uzman bir gözle inceleyip sağlam bir mimari üzerine yeniden inşa edin. Gerçek yetkinlik, yapay zekanın bittiği yerde insanın anlama ve muhakeme yeteneğinin başlamasından doğar. Vibe coding rüzgarına kapılıp temelleri unutmak, kumu üzerine dev gökdelenler inşa etmeye benzer; ilk fırtınada yıkılması kaçınılmazdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Vibe coding nedir ve nasıl yapılır? Vibe coding, geleneksel programlama dilleriyle satır satır kod yazmak yerine, doğal dil ile yapay zekaya ne istediğinizi tarif ederek yazılım geliştirme yöntemidir. Bu süreçte kodun teknik detaylarından ziyade projenin genel işleyişine ve çıktısına odaklanılır.

Hiç kod bilmeyen biri vibe coding ile uygulama yapabilir mi? Evet, teknik bilgisi olmayan kişiler Lovable veya Replit gibi platformları kullanarak hızlı bir şekilde MVP veya prototip geliştirebilirler. Ancak karmaşık projelerde ortaya çıkan hataları çözmek ve güvenlik açıklarını kapatmak için temel düzeyde teknik anlayış hala kritiktir.

Vibe coding ile üretilen yazılımlar ne kadar güvenlidir? Yapay zeka tarafından üretilen kodlar sıklıkla güvenlik açıkları barındırabilir veya eski kütüphaneleri kullanabilir. Kodun içeriği insanlar tarafından denetlenmediğinde API anahtarlarının ifşa olması veya verilerin şifrelenmeden saklanması gibi ciddi riskler doğabilmektedir.

Vibe coding geleneksel yazılımcılığın yerini alacak mı? Vibe coding bir araçtır ve geleneksel mühendisliğin yerini almaktan ziyade, keşif ve prototipleme aşamalarını hızlandırmaktadır. Karmaşık sistem mimarileri ve uzun vadeli bakım gerektiren projelerde insan uzmanlığı ve mantıksal derinlik hala vazgeçilmezdir.

Yazılıma yeni başlayanlar için vibe coding zararlı mıdır? Eğer öğrenme süreci tamamen yapay zekaya devredilirse, kişinin problem çözme yeteneği ve kodlama mantığı gelişmez. Bu durum, yapay zekanın tıkandığı noktalarda kullanıcının tamamen çaresiz kalmasına ve yazılımın temellerini öğrenememesine yol açabilir.