Günümüzün bilgi bombardımanı altında, her konuya dair bir fikri olan ve bu fikrini sarsılmaz bir özgüvenle savunan insanlarla karşılaşmak artık gündelik bir rutin haline geldi. Sosyal medya platformlarında, iş toplantılarında veya bir akşam yemeği sohbetinde, henüz yeni öğrendiği bir kavramı sanki yılların uzmanıymışçasına anlatan o tanıdık figür, aslında modern psikolojinin en çok tartışılan ve bir o kadar da yanlış anlaşılan fenomenlerinden birinin merkezinde yer alıyor. Birçoğumuz bu durumu açıklamak için hemen Dunning-Kruger etkisine başvuruyor, hatta zihnimizde o meşhur grafik canlanıyor. Hani o bilgisi azken özgüveni tavan yapanların tırmandığı ve internet literatüründe Aptallık Dağı olarak adlandırılan dik yokuş. Ancak bu noktada karşımıza çıkan büyük bir ironi var. Çoğu insanın başkalarının cehaletini tanımlamak için kullandığı bu grafik, aslında atfedildiği bilimsel çalışmanın bir parçası bile olmayabilir. Psikoloji dünyasının bu en popüler kavramını gerçekten anlamak için, popüler internet kültürünün yarattığı sis perdesini aralayıp 1999 yılına, Justin Kruger ve David Dunning’in orijinal laboratuvar sonuçlarına geri dönmemiz gerekiyor.

Bilginin yanılsaması üzerine kurulu olan bu hikaye, aslında Charles Bukowski’ye atfedilen fakat tıpkı bahsi geçen grafik gibi yanlış etiketlenen bir sözle özetlenebilir. Dünyanın temel sorununun, zeki insanların şüphelerle dolu olması, aptalların ise kendinden emin bir tutum sergilemesi olduğu söylenir. İnternette dolaşan ve Dunning-Kruger etkisiyle özdeşleştirilen grafik de tam olarak bu görsel karşılığı sunar. Bilgi birikimi sıfıra yakınken özgüvenin zirveye çıktığı o noktaya Aptallık Dağı denir. Kişi konu hakkında daha fazla şey öğrenmeye başladığında, aslında ne kadar çok şeyi bilmediğini fark eder ve özgüveni hızla çakılır. Öğrenme süreci devam ettikçe özgüven tekrar yükselişe geçer ancak bir daha asla o cehaletin getirdiği kusursuz zirveye ulaşamaz. Pek çok insan kendi öğrenme süreçlerinde bu grafiğin doğruluğunu bizzat deneyimlediğini hisseder ve grafiği bu yüzden sorgulamadan kabul eder. Oysa gerçek Dunning-Kruger etkisi, sadece yeni başlayanların kibriyle değil, insan zihninin kendi performansını değerlendirme yetisiyle, yani metabiliş ile ilgilidir.

Kruger ve Dunning’i 1999 yılındaki o meşhur makaleyi yazmaya iten temel soru, bazı insanların nasıl olup da bu kadar bariz bir şekilde yanılırken aynı zamanda bu kadar kendinden emin olabildikleriydi. Bu sorunun yanıtı, bireyin kendi düşünce süreçlerini anlama ve bilgisini değerlendirme yeteneği olan metabiliş kavramında saklıdır. Araştırmacıların ulaştığı en çarpıcı sonuçlardan biri, bir konuda doğru cevabı seçmek için gereken bilgi ile o cevabın doğru olup olmadığını değerlendirmek için gereken bilginin aynı olmasıdır. Yazarlar bunu yeteneksiz bireylerin çift yönlü yükü olarak tanımlarlar; bu kişiler hem hata yaparlar hem de hatalarını fark edecek yetkinlikten yoksundurlar. Örneğin, gramer kurallarını bilmeyen birine uygulanan bir testte, kişi hangi şıkkın doğru olduğunu bilemeyeceği gibi, testi bitirdiğinde ne kadar başarılı olduğunu da ölçemez. Çünkü kendi performansını doğru değerlendirebilmesi için de yine o bilmediği gramer kurallarına ihtiyacı vardır.

Bu teorik temeli kanıtlamak için Kruger ve Dunning, öğrenciler üzerinde mizah, gramer ve mantık gibi alanlarda çeşitli testler gerçekleştirdiler. Testten sonra öğrencilerden kendi performanslarını tahmin etmelerini istediler. Sonuçları analiz etmek için öğrencileri test puanlarına göre dört gruba ayırdılar. Eğer herkes kendi yeteneğini mükemmel bir şekilde değerlendirebilseydi, öğrencilerin kendi performanslarına dair algıları ile gerçek test sonuçları birebir örtüşmeliydi. Ancak veriler bambaşka bir tablo ortaya koydu. En düşük puanı alan yüzde 25’lik gruptaki öğrenciler, yeteneklerini devasa bir farkla abartmışlardı. Gerçekte yüzde 12’lik bir dilimde yer almalarına rağmen, ortalamanın üzerinde bir başarı gösterdiklerine inanıyorlardı. İşte metabiliş eksikliği tam olarak burada devreye giriyordu; doğru cevabı bulacak bilgiye sahip olmayan kişi, kendi başarısızlığını görecek aynaya da sahip değildi.

Dunning-Kruger etkisinin madalyonunun diğer yüzü ise genellikle göz ardı edilir. Düşük performans sergileyenler kendilerini dev aynasında görürken, en yüksek puanları alan üst gruptaki bireyler ise kendi performanslarını olduğundan daha düşük tahmin etme eğilimindeydiler. Araştırmacılar bu durumu hatalı konsensüs etkisi ile açıkladılar. Bu yetkin bireyler, soruları kendileri çok kolay çözdükleri için, diğer herkesin de aynı kolaylıkla çözdüğünü ve dolayısıyla kendilerinin özel bir başarı göstermediğini varsayıyorlardı. Yani yetersiz olan, bilgisizliği yüzünden kendini üstün görürken; yetkin olan, bilginin kendisi için sıradanlığı yüzünden başkalarının da en az kendisi kadar iyi olduğunu düşünüyordu. Bu fenomen, daha sonra yapılan pek çok çalışma ile farklı yöntemler ve koşullar altında defalarca kanıtlandı. Hatta 2013 yılında yapılan bir araştırma, deneklere öz değerlendirmelerinin hatalı olduğu açıkça söylendiğinde bile bu yanılsamanın devam ettiğini gösterdi.

Peki, internette milyonlarca kez paylaşılan o meşhur Aptallık Dağı grafiği neden bir yanılsamadan ibarettir? İlk olarak, orijinal çalışma aptal insanlar hakkında değil, belirli bir konudaki yetkinlik eksikliği hakkındadır. Her birimiz hayatımızın bir alanında yetkin olabilirken, başka bir alanında tamamen bilgisiz olabiliriz; dolayısıyla bu etki hepimiz için geçerlidir. İkinci olarak, popüler blog yazılarının aksine, bilimsel veriler yetersiz insanların yetkin insanlardan daha özgüvenli veya kibirli olduğunu göstermez. Aslında gerçek veriler incelendiğinde, kişinin gerçek başarısı arttıkça performans algısının da arttığı görülür; sadece aradaki sapma miktarı değişir. Üçüncü ve belki de en önemli fark, Dunning-Kruger etkisinin hiçbir şey bilmeyen yeni başlayanlardan ziyade, düşük performans gösterenlerin yanlış algıları üzerine kurulu olmasıdır.

enter image description here

Metabilişsel Yetersizlik ve Bilginin Yanılsaması Üzerindeki Örtülü Gerçeklik

Psikoloji literatüründe sıkça karıştırılan bu kavramların ötesine geçtiğimizde, 2018 yılında bizzat David Dunning ve meslektaşının yayımladığı bir çalışma, aslında Aptallık Dağı grafiğine dolaylı bir destek sağlar niteliktedir. Bu yeni araştırma, yeni başlayanların başlangıçtaki aşırı özgüveni üzerine odaklanmış ve o meşhur grafiğin bazı ampirik kanıtlarını sunmuştur. Ancak buradaki ironi şudur: Bu grafiği başkalarını aşağılamak veya bir toplumsal eleştiri yapmak için kullananların büyük bir çoğunluğu, ne 1999’daki temel çalışmadan ne de 2018’deki bu güncellemeden haberdardır. Grafiğin kökenini bulmak oldukça zordur ve muhtemelen internet kültürünün bir anonim yaratımıdır. İnsanların, bir şeyi yanlış anlamayı konu alan bir psikolojik etkiyi, yanlış bir grafik üzerinden bu kadar büyük bir özgüvenle savunmaları, durumun absürtlüğünü ve ironisini zirveye taşır.

Bu durumun toplumsal yansımaları, sadece bireysel bir özgüven sorunu olmanın çok ötesine geçer. Bir konuda derinleşmek yerine sadece yüzeyde kalan bilgileri toplayan bireylerin, o konunun tüm katmanlarına hakim olduklarını sanmaları, uzmanlık kavramının altını oymaktadır. Metabilişsel yetersizlik, sadece yanlış bilgiyi savunmak değil, aynı zamanda doğru bilgiye giden yolları da kapatmak anlamına gelir. Bir kişi neyi bilmediğini bilmediğinde, öğrenme süreci orada durur. Oysa gerçek bir öğrenme yolculuğu, özgüvenin o sarsıcı düşüşünü göze almakla başlar. İnsan, kendi zihninin sınırlarını ancak o sınırları zorlayıp dışarıdan kendine bakabildiğinde, yani metabilişsel bir farkındalık geliştirdiğinde görebilir. Bu farkındalık ise akademik bir disiplin ve sürekli bir öz-sorgulama gerektirir.

Sonuç olarak, Dunning-Kruger etkisi bize başkalarının ne kadar cahil olduğunu göstermek için verilmiş bir koz değildir. Aksine, kendi yetersizliklerimize karşı kör olma potansiyelimize dair verilmiş ciddi bir uyarıdır. Belki de bu etkiyi gerçekten anlayan biri, bir konu hakkında konuşurken kurduğu cümlelerin sonuna her zaman bir parça şüphe eklemeyi tercih eder. Çünkü bilginin en derin katmanlarına inildikçe fark edilen tek şey, yüzeyin ne kadar aldatıcı olduğudur. Aptallık Dağı'ndan inmek sancılı bir süreçtir ancak ancak o vadiden geçildikten sonra ulaşılan özgüven, cehaletin getirdiği boş bir cesaret değil, emeğin ve gerçek yetkinliğin ürünü olan bir sağlamlıktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Dunning-Kruger etkisi sadece zekası düşük insanlar için mi geçerlidir? Hayır, bu etki zeka seviyesinden bağımsız olarak belirli bir alandaki yetkinlik eksikliği ile ilgilidir ve her insan hayatının bazı alanlarında bu etkiyi deneyimleyebilir.

Aptallık Dağı (Mount Stupid) grafiği orijinal çalışmada yer alıyor mu? Hayır, 1999 yılındaki orijinal Kruger ve Dunning makalesinde bu isimde bir grafik bulunmamaktadır; bu görselleştirme daha çok internet kültürüyle yaygınlaşmıştır.

Neden uzmanlar kendilerini olduklarından daha az başarılı görürler? Bu durum hatalı konsensüs etkisinden kaynaklanır; uzmanlar bir işi kendileri çok kolay yaptıkları için başkalarının da zorlanmadığını ve kendi başarılarının sıradan olduğunu varsayarlar.

Yeni başlayanların aşırı özgüveni bilimsel olarak kanıtlanmış mıdır? Evet, David Dunning’in 2018 yılında yaptığı daha güncel bir çalışma, yeni başlayanların başlangıçta bir miktar aşırı özgüven sergilediğine dair ampirik kanıtlar sunmuştur.

Dunning-Kruger etkisinden kurtulmak mümkün müdür? Kişi bir konuda bilgisini artırdıkça ve metabilişsel farkındalık kazandıkça kendi performansını daha doğru değerlendirmeye başlar ancak yanılma payı her zaman mevcuttur.